1 Mart 2014 Cumartesi
26 Şubat 2014 Çarşamba
18 Şubat 2014 Salı
İNTİSAB VE BEYAT
İntisab, tasavvufta talip denilen mürid adayının şeyhe ve onun vereceği emirlere bağlı kalması, bağlı kalacağına dair söz vermesi demektir. İntisab, insanın daima hürmet ve bağlılık duyacağı bir büyükle bulunmaya azmetmesi ve onun nasihatlerini ve manevi eğitimini tamamlamaya bir taahhüdde bulunmasıdır.
4 Şubat 2014 Salı
MEVLÂNA HÂLİD ZİYÂÜDDİN BAĞDÂDİ(KS)
İlmi, irfanı ile meşhur bu Hak Dostu hac farizasını edâ maksadıyla yola çıkar ve Şam'a uğrar. Bir Kadîri şeyhinden Kadîri dersi alır. Aynı zamanda icazet de verilir. Haccı edâ ettikten sonra dönüşte Süleymaniye'ye gelir. Muhammed Derviş Azimâbâdi Hazretleri ile görüşür. O da Hindistan'da Abdullah Dehlevi Hazretleri'yle görüşmesini ve O'nun hizmetinde, sohbetinde bulunmasını ısrarla tavsiye eder.
Etiketler:
Mevlâna Hâlid Ziyâüddin Bağdâdi(ks)
25 Ocak 2014 Cumartesi
HACE ALÂADDÎN-İ ATTÂR(KS)
Buhara'lı zengin bir ailenin oğludur. Zahir ilme meraklı olup; devam ettiği Buhara Medresesi'nde altında eski bir hasır, başı için tuğladan bir yastık ve kitabını koymak için tahtadan bir rahlesi mevcuttu.
Genç yaşında derviş olmuş, aileden gelen zenginlik gururunu kırmak için Hazret ona elma satmasını emretmişti. Alâaddîn söyleneni yaptı. Fakat kardeşleri gururlarına ve zenginliklerine yediremeyip Alâaddîn'e hitapta bulundular, dayak attılar.
Bunun üzerine Alâaddîn ağlayarak; ''Benim efendim elma sat dedi. Satacağım, hem nerede derse orada. Dükkânınız önünde bağıra bağıra satacağım. Ne yaparsanız yapın, ben efendimin emrini yerine getireceğim,'' dedi.
Sonra dergâha geldi. Onun nefsini kırdığını gören Hace Hazretleri ''Oğlum Alâaddîn! Elma satma işi tamam. Kardeşlerinin nefsinin kabardığını, senin nefsinin geberdiğini gördüm. Bundan böyle sohbetlere devam et, ilmini irfanını tamam et. Cenâb-ı Hak muinimizdir,'' buyurmuş.
Böylesi teslimiyeti, sadakât ve azmi sebebiyle Hak dostları kervânına dahil olmuş ve pek çok kimsenin hidayetine vesile olmuştur
Sözleri;
Bu yola giremeyenlerin yolunu kesen, kendi benlikleridir. İnsanların külli ilme ulaşamayışları kendi cüz'i ilimlerinden geçemeyişlerindendir. İradesini Hakkın iradesinde, kudretini Hakkın kudretinde yok etmeyen Hakka varamaz.
Etiketler:
Hace Alâaddîn-i Attâr(ks)
14 Ocak 2014 Salı
ŞEYH BAHAÜDDİN NAKŞİBEND(KS)
Bahaüddin Nakşibend Hazretleri'nin teslimiyetinden bir örnek; Bir gün Bahaüddin Nakşibend Hazretleri hocasını görme arzusuyla yollara düşer. Mevsim kış, omuzunda kürk ve ayağında çarıkla binbir çile ve zorlukla hocasının bulunduğu mescide ulaşır.
Bundan sonrasını Hazret'ten dinleyelim; Oraya vardığım zaman Seyid Hazretleri'ni ve dervişleri toplu olarak oturmuşlar buldum. Şeyhim Emir Külal Hazretleri'nin mübarek nazarları bana ilişince; ''Bu kimdir?'' diye sordu. Beni tanıyınca da; ''Onu buradan derhal dışarı atın!'' diye işaret etti.
Bundan sonrasını Hazret'ten dinleyelim; Oraya vardığım zaman Seyid Hazretleri'ni ve dervişleri toplu olarak oturmuşlar buldum. Şeyhim Emir Külal Hazretleri'nin mübarek nazarları bana ilişince; ''Bu kimdir?'' diye sordu. Beni tanıyınca da; ''Onu buradan derhal dışarı atın!'' diye işaret etti.
Etiketler:
Nakşibend Hazretleri
1 Ocak 2014 Çarşamba
HİZMET
Kur'an-ı Kerim'de Mevlâ buyurur; ''Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.'' Â-li İmran Sûresi(104)
Müfessirler genelde bu ayetin farz-ı kifaye olduğuna hükmetmişlerdir.
Tebliğde dikkat edilecek en mühim husus ise yine Kur'an'daki şu ayet-i kerime ile belirlenmiştir; ''Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Allah katında en büyük günah, yapmayacağınız şeyleri söylemenizdir.'' Saff Sûresi(2-3)
Bu ayetten yola çıkan Hak dostu müfessirin beyânı ise şöyledir; yapmadığını ve yapma cehdi, gayreti, azmi içinde olmadığı halde emr-i ilâhiyi başkalarına tebliğ etmenin vahyin bereketinin, feyzinin kesilmesine sebep olacağıdır. Tutarsız sözler, kuru ve yavan hale gelir ki böylesi bir tebliğ de Allah'ın(cc) kanunlarına terstir. Yapılan işin tesir ve devamlılığı da ihlaslı olmaya bağlıdır. İhlas ve samimiyet olmadan yapılacak böyle kudsi bir vazife asla istenen neticeyi vermeyecektir. Netice vermesi bir yana ahirette sahibine vebal olacaktır.
Müfessirler genelde bu ayetin farz-ı kifaye olduğuna hükmetmişlerdir.
Tebliğde dikkat edilecek en mühim husus ise yine Kur'an'daki şu ayet-i kerime ile belirlenmiştir; ''Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Allah katında en büyük günah, yapmayacağınız şeyleri söylemenizdir.'' Saff Sûresi(2-3)
Bu ayetten yola çıkan Hak dostu müfessirin beyânı ise şöyledir; yapmadığını ve yapma cehdi, gayreti, azmi içinde olmadığı halde emr-i ilâhiyi başkalarına tebliğ etmenin vahyin bereketinin, feyzinin kesilmesine sebep olacağıdır. Tutarsız sözler, kuru ve yavan hale gelir ki böylesi bir tebliğ de Allah'ın(cc) kanunlarına terstir. Yapılan işin tesir ve devamlılığı da ihlaslı olmaya bağlıdır. İhlas ve samimiyet olmadan yapılacak böyle kudsi bir vazife asla istenen neticeyi vermeyecektir. Netice vermesi bir yana ahirette sahibine vebal olacaktır.
15 Kasım 2013 Cuma
MUHTELİF AYET VE HADİSLER
Resûlullah'ın(sav) duası: ''Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.''
''Allahım! Kur'an'ı bizim için her türlü hastalıktan şifa, dünyada ve öldükten sonra candaş, dünyada ve kabirde yoldaş, kıyamette şefaatçi, sırat üzerinde Burak, cehenneme karşı set, cennette arkadaş ve bütün hayırlara sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle lütfeyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi ve cömertlerin en cömerti duamızı kabul buyur. Allahım! Kendisine hak ile batılı ayırt eden Kur'an-ı Hakim'in indiği zata Efendimiz'e(sav) ve O'nun bütün aile ve ashabına salât ve selâm eyle. Amin.
Etiketler:
muhtelif ayet ve hadisler
5 Kasım 2013 Salı
MUHTELİF HADİSLER
Hz.Muaz bin Cebel(ra) der ki; Resûl-ü Ekrem'e geldim ve 'Bana bir tavsiyede bulun' dedim. Efendimiz(sav) şöyle buyurdu; 'Elinden geldiği kadar Allah'a karşı takva sahibi ol. Bulunduğun her taşın ve her ağacın yanında Allah'ı zikret, işlediğin kötü işten dolayı da gizlisine gizlice, açığına açıkça Allah'a tövbe et.''
''Zekâtınızı vermekle malınızı muhafaza, fukaraya tasadduk ile hastalarınızı tedavi, dua ve tazarru ile belâ ve mesâibi reddediniz.''
''Kim kendisine sığınanın dileğini imkânı olduğu halde keser, ikmal etmezse, Allah-ü Tealâ da onun dileğini kat eder(yani keser).''
Etiketler:
muhtelif ayet ve hadisler
3 Kasım 2013 Pazar
EY İNSANLAR! ARANIZDA SELÂMI YAYINIZ
''Her kim varlığını Hakka ibadete ve (taate), O'nun yolunda hizmete adarsa, Cenâb-ı Hak da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkâtleriyle başbaşa bırakır.'' Hadis-i şerif
''Kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret de olsa hiçbir iyiliği hor görme.'' Hadis-i şerif
''(Kendisini fuhşa salmış bir kadın) bir gün çok susamış, dili damağı birbirine yapışmış bir vaziyetteyken bir kuyuya rastladı. Kuyuya inip kana kana su içti ve susuzluğunu giderdi. Yukarı çıkınca kuyunun kenarında zor nefes alan, susuzluktan dili sarkmış, toprağı yalayan bir köpek gördü. Bu da benim gibi çok susamış deyip tekrar kuyuya indi, çarığını su ile doldurup onu dişleri arasında tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah-ü Tealâ bu davranışından dolayı onun günahlarını affetti.'' Hadis-i şerif
Bu hadisi şerh eden âlimlerin görüşü; Allah(cc) o kadını hidayet eyledi ve kadın günahlarına tövbe edip, nefsini ıslah eyleyerek salihler zümresine katıldı.
Etiketler:
muhtelif ayet ve hadisler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)