İman ile amelin durumu , kalbin vücuttaki konumu gibidir. Biri diğerinden ayrılamaz. Kalbi olmayan bedende hayat olmaz. Bedensiz kalb düşünülemez. Bunların ikisi ayrı şeyler olmakla birlikte ,mana ve hükümde birdirler.
24 Şubat 2011 Perşembe
MARİFETULLAH
Lugat anlamıyla, birşeyi eserleriyle tefekkür ve tedebbür yoluyla tam olarak bilmek anlamına gelen marifet terimi, pekçok yollarla anlatılmış ve yine çeşitli yollarla vasıl olunacağı bildirilmiştir. Bu hususu tasavvufi açıdan değerlendirenler , Allah(cc) hakkında bilgi sahibi olma meselesini marifetullah ile ifade etmişlerdir. Kur'an-ı Kerim' de insanın yaradılış gayesinin Allah(cc)'a kulluk olduğu açık bir şekilde beyan edilerek şöyle buyurulur;
''Ben cinleri ve insanları , ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.''Zariyat Suresi(56)
İbn-i Abbas(ra), ''bana kulluk etsinler'' ifadesini ''beni tanısınlar'' şeklinde yorumlamıştır. Kur'an'a göre Allah(cc) katında insanın değeri takva iledir. Takva ise bilgi ile doğru orantılıdır.Allah(cc) şöyle buyurmuştur; ''Kulları arasında Allah'tan gereği gibi korkanlar ancak alimlerdir.''Fatır Suresi(28)
Efendimiz(sav) ise; 'İçinizde Allah(cc)'ı en çok ve en iyi bileniniz ve O'ndan en çok sakınanınız benim', buyurmuştur. Bu bakımdan Allah(cc)'ın razı olacağı bir kulluk için kalbin Allah(cc)'ı tanıması zaruridir. İnsanın bilen ve idrak eden yönü diye vasıflandırılan kalb, Kur'an'a göre de bilgi edinmenin odak noktasıdır.
Etiketler:
kesbi ilim,
marifet,
vehbi ilim
23 Şubat 2011 Çarşamba
İNABE
İnabe ; 1) Tevbe ve samimi amellerle Hakka dönmektir.
2) Kalbi her nevi şüphe karanlıklarından aydınlatmaktır.
3) Herşeyi bırakıp , herşey Kendisinin olana yönelmektir.
4) Gafletten zikre , vahşetten ünse dönmektir.
5) Duaya yönelmektir.
6) Masiyeti bırakarak , ihlasla Allah(cc)'a dönmek ve O'na yönelmektir.
Yani ; kulun lüzumsuz ve mahzurlu olan herşeyden yüz çevirip , samimiyetle Allah(cc)'a yönelmesi ve onda karar kılmasıdır. Tefsirlerde ''münib kalb'' , herşeyden yüz çevirerek bütün varlığıyla Allah(cc)'a teslim olan diye açıklanırken , ''münib kul'' da ; ilahi sanatın eşsiz güzelliklerini tefekkürle , gönlünü Hakka veren ve Allah(cc) korkusu ile adeta titreyerek tevazu ile her an O'na yönelen kimse , diye tarif edilmiştir.
Etiketler:
evbe,
tevbe.inabe
22 Şubat 2011 Salı
MUHABBETULLAH
Kur'an ve sünnetin verdiği bilgiler doğrultusunda , dini duyguların temelini sevgi unsurunun oluşturduğunu görmekteyiz. İmanın oluşumunda sevgi unsuru olduğu gibi , amelin kolayca ve istenilen ölçüde yerine getirilebilmesi de ancak sevgi ile mümkündür. Ayeti kerimede '' Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalblerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir ''. Hucurat Suresi(7) buyurulmuştur.
Kur'an ; kalbi bir yöneliş ve arzu ifade eden muhabbetin yalnız ve yalnız Allah(cc)'a yöneltilmesi gerektiği üzerinde ısrarla durur. Allah(cc)'tan başkasını sevmenin yanlışlığına dikkati çeker ve şöyle buyurur ;
''İnsanlardan bazısı Allah'tan başkasını Allah'a (haşa) eşler ve benzerler edinir de onları , Allah'ı sever gibi severler.'' Bakara Suresi (165)
Müminde bulunması gereken Allah(cc) sevgisinin sınırsızlığına işaretle Allah(cc) buyurur ;
''İman edenlerin Allah'a karşı sevgileri ise herşeyden daha sağlam ve kuvvetlidir.'' Bakara Suresi(165)
Etiketler:
Allah'ı sevmek
SIDK
Sıdk,doğruluk demektir. Maddi ve manevi boyutlarıyla insan hayatının tümünü içine alır. Sıdk , peygamberlerin müşterek sıfatlarının başında gelir(öz,söz,amel,davranış doğruluğu). Hakkı Hak olarak kabul etme , Hakkı Hak olarak dosdoğru yaşama gayreti ve azmi , Hakkı Hak olarak dosdoğru halen, fiilen, kalen anlatma , Hakkın temsilcisi olma hali sıdktır.
HAŞYETULLAH
Kur'an-ı Kerim'de iman ile korku ilişkisi mevcuttur. Korku adeta imanın ayrılmaz bir parçasıdır. Kur'an'a göre müminler yalnız Allah(cc)'tan korkmalıdırlar. Ondan başka korkulacak hiçbir varlığın olmadığını bilmelidirler. Aynı şekilde sevilecek, hatta aşk derecesinde tutkuyla bağlanılacak yegane varlık da ancak ve ancak O(cc) olmalıdır. Zira sevgi de , korku da O(cc)'nu tanımaya bağlıdır. Allah(cc)'ı tanımadan sevmek düşünülemeyeceği gibi , tanıdıktan sonra da sevmemek ve O(cc)'nun celali karşısında titrememek mümkün değildir. Bunun için Allah(cc) şöyle buyurur,' Kulları içinden ancak alimler , Allah(cc)'tan (gereğince) korkar '. Efendimiz (sav) de bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır ; ''İçinizde Allah(cc)'ı en iyi bileniniz ve O(cc)'ndan en çok korkanınız benim''.
İnsanın Allah(cc)'a karşı takınması gereken edebinin bir boyutu olan ve hadiste ' hikmetin başı ' diye takdim edilen Allah(cc) korkusunun merkezi kalb olarak gösterilmiştir. Bu hususta Hz.Peygamber (sav) kalbine işaretle ; ''İşte takva buradadır'', buyurmuşlardır.
TAKVA
Kur'an-ı Kerim'de kalbe nispet edilen kavramlardan biri de takvadır. 'Takva' , esas itibariyle 'Herhangi bir şeyi , ona zarar verecek şeylerden korumak' manasına gelen (vikaye) mastarından türemiş bir isimdir. Lugat anlamı ; 'Nefse zarar verecek herşeyden titizlikle ciddi bir şekilde korunmak , sakınmak'tır. Şer-i örfte ise ; 'Kişinin taatte bulunarak nefsini Allah(cc)'ın vikayesine koyması ve bu surette ahirette zarar ve elem verecek şeylerden kendini muhafazaya alması' , diye tanımlanmıştır. Takvanın bir zahiri bir de batıni manası vardır. Zahiri manası, şeriatın çizdiği hudutlara riayet etmek ; batıni manası ise, niyet ve ihlasa dikkat etmektir. Allah(cc) Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyuruyor: 'Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip , ona kötülük duygusunu ve takvasını(kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.' Şems Suresi (7-8-9) 'Yoksa biz iman edip de iyi işler yapanları , yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız ? Veya (Allah(cc)'tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız ?' Sad Suresi (28) İnsan hakikatine zarar verecek, onun asli yapısını bozacak tüm ahlaki zaafların ve menfi davranışların 'fücur' diye isimlendirildiği göz önünde tutulursa ; takvanın , nefse zarar verecek her türlü tehlikeye karşı onu koruma ameliyesinin adı olduğu kolayca anlaşılacaktır. Her insana fücura meyledecek ve nefsi koruyacak melekeler yaradılışının başlangıcında verilmiştir. Kula düşen ; takva sahibi olmaya gayret edip , nefsini her çeşit pislikten koruyup, yüceltmek , böylece dünya imtihanında başarılı olmaktır. 'Ey iman edenler ! Müşrikler ancak bir pisliktir' Tevbe Suresi(28) Bu ayette fücurun bir pislik(necis) olduğu ifade edilir.
Etiketler:
takva,
takva mertebeleri
18 Şubat 2011 Cuma
ADALETSİZLİK,SAHTEKARLIK
Adaletsizlik , sahtekarlıkla eşittir denebilir. İmansız ve ahiret inancı olmayan insanların adaletsiz de olmaları sözkonusudur. Yaptığı haksızlıkların hesabını vereceğine inanmadığı içindir ki, böylesi kötülüklerin peşinde koşar. Ne yazık ki , bu İslam dışı davranış müminlerde de görülebilmektedir.
17 Şubat 2011 Perşembe
UCBLA İLGİLİ KISSA
Bir zamanlar uzak bir diyarda halkın tanıdığı, takdir edip saydığı abid bir kul varmış. Yine o beldede asi biri varmış ki, bu da halk nazarında değer verilmeyen, aşağılanan kişiliğe sahipmiş. Günlerden birgün o asi dağlarda koyunlarını otlatırken, kalbine birşeyler olmuş ve kendini levm etmeye başlamış;
Etiketler:
abid ile asilerin hali
15 Şubat 2011 Salı
UCB
Ucb, en tehlikeli kalp hastalıklarındandır. Allah(cc) bir ayeti celilesinde 'Onların kalplerinde hastalık vardır' buyurur.Ucb, genel anlamda kişinin kendini beğenmesidir. Bu beğeniş iş ve muamelatı, fiziki yapısı, konumu, maneviyat yönü, aklı, kültürü, makam ve mansıbı vs yönlerinden olabilir.
Etiketler:
kendini 'sifir'lama,
Musa(as) kıssası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)