İslamın değer verdiği konulardan biri de kırıcı olmamanın yanında, kırılan da olmamaktır. İnsan yerli yersiz hadiselerden dolayı çevresindekileri kırmamalı, en azından bunu asgariye indirmeye çalışmalıdır. Kırmak ve kırılmak, haksızlığa ve zulme maruz kalındığında gazab, öfke kanalıyla ortaya çıkar.
17 Haziran 2011 Cuma
KIRMAYAN, KIRILMAYAN, KOLAY KOLAY DARILMAYAN OLMAK
16 Haziran 2011 Perşembe
HİKMET EHLİ OLMAK
Allah-ü Azimüşşan'ın 'el-Hakim' esması; her işinde, icraatında, hükmünde, yarattığında pekçok hikmet, sebep, gaye olan, abes birşey yaratmayan anlamlarına gelir. Allah(cc) 'Hikmet' sıfatını kulları üzerinde görmek ister. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'inde ''Hikmet ve güzel öğüt ile Allah yoluna davet et'' Nahl Suresi(125) buyurmaktadır.
Etiketler:
hikmet ehli olmak
15 Haziran 2011 Çarşamba
DÜZENLİ, TERTİPLİ OLMAK
Düzen, tertip, disiplin İslam'ın getirdiği prensiplerdendir. İbadet-i taat, dünyaya ait işler, söz ve davranışlarda düzenli ve disiplinli olmak mü'minin şiarıdır. Rabbimizin biz kullarına, günün belli bölümlerinde beş vakit namazı emretmesi, ibadet hayatımıza bir düzen getirmektedir.
ZEHİR Mİ, BAL MI?
Hakikatler, hikmetler, güzellikler ve sohbetler sır dolu bir suya benzer. Öyle ki, o sudan arılar içer bal yapar, yılanlar içer zehir kusar. Salihlerle beraber olmak, sohbetlerden faydalanmak hususunda bal arısı gibi olmak mümkündür. Bunun için kendimizi doğru tanımak ve her halükarda nefsimizi ölmeden evvel muhasebe etmek durumundayız. Acaba Cenab-ı Mevla(cc)'yı dilden öte, kalb ile anabiliyor muyuz? Özümüz nereye bakıyor, gözümüz nereye? Halimiz Allah(cc)'ı mı hatırlatıyor, nefsaniyeti mi? Görüp müşahede ettiklerimiz kalbimize tesir edip, bizi tefekküre, ibrete ve hikmete mi, yoksa; fasıklığa, nifaka ve hasede mi götürüyor? Kulağımız hangi sesten haz alıyor, gözümüzün, kulağımızın ve diğer bütün azalarımızın şükrüne riayet hususunda ne nispette duyarlıyız? Dilimiz neler söylüyor? Zikir, şükür, salavat ve güzel sözlerle mi meşgul, yoksa; gıybet, yalan, kırıcı, zehirleyici sözlerle mi? Ağzımızdan ruhlara huzur veren, dertli ve yorgun gönülleri dinlendiren cümleler mi çıkıyor, insanları zehirleyen bir yılan dili mi? Bal arısı gibi insanlara petek petek bal mı sunuyorsun, yok eşek arısı gibi fırsat buldukça iğne mi batırıyorsun?
Benlik, gizli şeker gibidir.Gözden kaçan özellikleri dolayısıyla benlik, pençesinden çok zor kaçılabilen bir hastalıktır. İnsan ne kadar olgunlaşırsa olgunlaşsın o, kalbin bir köşesinde saklı kalır. Sinsi bir tilki gibi fırsat kollar. Bir bakıma benlik, gizli şeker gibidir. İnsanı yatağa düşürmeden kendisini fark ettirmez. İnsan farkında olmayınca da tedbirsiz yaşar ve kolayca avlanır. Bu hastalığın reçetesi ise ancak, bir gönül tabibinin tahlilleri neticesinde anlaşılır. Tedavi de yine gönül tabibinin feyizli, manevi sofrasında kolaylaşır. Bunun için, insanın kemalat yolunda gayret etmesi gerekir. Bu da seher vakitlerini değerlendirmek, ölümü düşünmek, gönül sohbetlerinden istifade etmekle olacaktır. Sohbetlerden, nasihatlerden kendisine bir nasihat alacak, bu hususta ciddi olacak, nefsini sorguya çekecek, kendisini daima yenileyecektir. Bütün bunlar ise onu, Yüce Rabbine ve Peygamberine(sav) bir adım daha yaklaştıracaktır.
Etiketler:
'ben'likten kaçabilmek
10 Haziran 2011 Cuma
MADDİ-MANEVİ YÖNDEN ÇALIŞKAN OLMAK
Maddi ve manevi yönden çalışkanlık mü'minin şiarı olmalıdır. Kur'an-ı Azimüşşan'da Allah(cc) buyurur; ''Bilinsin ki, insan için kendi çalışmasından başka birşey yoktur. Ve çalışması da ileride görülecektir. Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.''Necm Suresi(39-40-41)
Bu ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki, insan çalışmak zorundadır. Dünyası için de çalışacak, ukbası için de çalışacak ki, karşılığını alabilsin. Kainatta hemen hemen her canlı bir çalışma temposu içindedir.
Etiketler:
çalışkan olmak
DOĞRU SÖZLÜ OLMAK
Söz doğruluğu İslam'ın düsturudur, farzdır. Sözü yerine getirmek, ahde vefa göstermek de bu hususa dahildir. Dil ile söylenen herşey doğru olmalıdır. ''Allah, doğruları doğrulukları sebebiyle mükafatlandıracaktır. Münafıklara dilerse azab edecektir. Yahutta tevbe edenlerin tevbelerini kabul edecektir.''Ahzab Suresi(24) Bu ayet-i kerimede 'sadık'ın(doğru sözlü) zıddı olarak, münafık kelimesi kullanılmıştır. Buradan anlaşılmaktadır ki; sıdk, imanın sermayesi, yalan da nifakın(münafık) sermayesidir. Sahabeden bazıları Efendimiz(sav)'e sormuşlardır;
Etiketler:
doğru sözlü olmak
SADAKATLİ OLMAK
Sadakat; sıdk, doğruluk anlamlarına geldiği gibi, verdiği sözde durmak, ahdini bozmamak anlamlarına da gelir. Bilindiği üzere, ruhlar aleminde Yüce Allah(cc) ruhları biraraya toplayıp, onlara şöyle bir sual sorar; ''Ben sizin Rabbiniz değil miyim?'' Ruhlar da; ''Evet, Sen bizim Rabbimizsin!'' diye yanıtlar. Rabbimiz; ''Siz kime kulluk eder, yardımı kimden dilersiniz?'' diye sual buyurunca ruhlar; ''Yalnız Senden yardım diler, yalnız Sana kulluk ederiz'' derler. Hatta Mevla'dan sorarlar; ''Bunun karşılığı ne?'', Allah(cc) buyurur; ''Cennet''.
7 Haziran 2011 Salı
EMNİYET EDİLİR, GÜVENİLİR OLMAK
Sıdk ve 'emniyet edilir olmak' aşağı yukarı aynı anlamlara gelir. Doğruluk demektir.Doğruluk, peygamberlerin müşterek sıfatıdır. Peygamberlik, doğruluk yörüngesi üzerinde hareket eder. Peygamberlerin ağzından çıkan her söz doğrudur ve tasdiklidir. Çünkü onlar hilaf-i vaki hiçbir beyanda bulunmazlar. Kur'an-ı Kerim bazı peygamberlerin büyüklüğünü anlatırken, bize onların bu vasıflarından sözeder.
2 Haziran 2011 Perşembe
MALAYANİDEN YÜZ ÇEVİRİP, VAKUR OLMAK
Vakar, diğer güzel sıfatlar gibi başta peygamberler olmak,üzere bütün Hakk dostlarının vasfıdır. Vakarın zıddı; masiva, dağınıklık, kararsızlık gibi süfliyatlardır. Mü'minin vakur olması gerekir. Dürüstlük, sabır, şükür, hilm, şefkat, merhamet, kararlılık, sükut, hikmet gibi pekçok güzel vasıflara haiz olan kullar vakurlu olup, asla laubali değildirler. Malayaniden yüz çevirmeyen kişi, vakur olamaz.
1 Haziran 2011 Çarşamba
HAYALI , EDEBLİ OLMAK
Haya ve edeb 'güzel ahlak'ın cümlesini içine alan bir faktördür, denebilir. Efendimiz(sav) bir edeb sembolü ve haya abidesi idi şüphesiz. Haya, utanma duygusu olarak değerlendirilebilir. İslami prensiplere zıd davranış, iş, fiil, söz gibi hususlarda kendini gösterir. Hakk'tan ve halktan utanma duygusudur ki; takva ehli kullar, yaptıkları herhangi bir yanlış ve kusurda Hakk Teala'dan utanırlar. Çünkü; o yersiz davranışta bulunurken veya uygunsuz sözü söylerken, Alemlerin Rabbi'nin gördüğü, bildiği, duyduğu inanç ve şuurundadırlar. Onun içindir ki, haya ederek pişman olurlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)