Acelecilik doğru olmasa da, hayırlı olan durumlarda acele edilmesi uygun görülmüştür. Örneğin; namaz ibadetinde, vakti girince kılmak için acele davranmak pek muteberdir. Mali durumu yerinde olan birinin, hac farizasını yerine getirmek için acele etmesi gerekir. Hayırlı işlerde acele gerekir çünkü, o imkan her zaman ele geçmeyebilir. İmkanlar ölçüsünde hayırlı işlere koşulmalı ve bu hususta her zaman acele edilmelidir. Efendimiz(sav) buyuruyor; ''Ed dünya mezraatil ahireh'' Şu dünya hayatı, ahiretin ekim yeridir. Burada ne ekersek, orada onu biçeceğiz. Durum böyle olunca mü'mine düşen, ömür sermayesini en güzel şekilde değerlendirmede acele etmektir. Efendimiz(sav) nerelerde acele edilmesi gerektiğine işareten şöyle buyurmuştur;
16 Mayıs 2011 Pazartesi
HAYIRLI İŞLERDE ACELE ETMEK
Etiketler:
hayırlı işlerde acele etmek
ACELECİ OLMA, DÜŞÜN!
Aceleci olmayıp; yapacağı işin, söyleyeceği sözün ve vereceği kararın sonunu düşünmek
Acelecilik, günlük hayatta çok defa karşılaşılan bir durumdur ki, bu yüzden pekçok hatalar yapılır. Sonunda pişmanlığa sebebiyet veren durumlar tezahür eder. İnsan sonunu düşünmeden bir söz söyler, bu söz sahibinin başına çok gaileler açabilir. Onun için Efendimiz(sav); ''Acele şeytandan, teenni Rahman'dandır'', ''İnsan sonunun neye vasıl olacağını düşünmeden bir söz söyleyiverir de, bu sözü sebebiyle cehenneme gider'', buyurmuştur. İnsan söyleyeceği sözü, yapacağı işi, vereceği kararı iyice düşünüp; öyle yapmalı, söylemeli ve kararını vermelidir. Hatta gerektiğinde istişare etmelidir. İstişare bir sünnet-i Resulullah'tır.Yoksa insan zarardan, tehlikeden salim olamaz. Efendimiz(sav) aile efradıyla ve ashabıyla gerektiğinde istişare etmiştir.
Etiketler:
acelecilik
11 Mayıs 2011 Çarşamba
ALLAH(CC)'A KAVUŞMAYI UMANLAR
''Güneşe, kuşluk vaktindeki aydınlığa, güneşi takip ettiği müddetçe aya, gündüze, geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu düzlük yapana, ruha ve onu en güzel biçimlendirene, sonra da ona kötülük duygusunu da, ondan sakınıp iyi olmayı da birlikte ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere daldıran da ziyan etmiştir'', Şems Suresi(1,2,3,4,5,6,7,8,9,10) Bu surede Cenab-ı Hakk ehemmiyetine binaen pekçok şey üzerine yemin ediyor.
Etiketler:
felaha erenler
10 Mayıs 2011 Salı
İNFAK
İnfak; karşılıklı teşekkür, dua ve yardımlaşma vesilesidir. İnsanların tahsili, irşadı için bir yurt, bir kurs yaptıran bu vesileyle hayra nail olur. Talebe ve hoca da bu imkanlarla hayırlara nail olur. Yani hepsi birbirine vesile olur. Böyle bir infaktan dolayı da Rabbimiz o kullarından razı olur inşallah. Hepsi de Allah(cc)'a şükür, birbirine teşekkür ve dua etmek durumuna kavuşurlar. Talebe olmazsa hocanın, hoca olmazsa talebenin olmadığı bir ortamda, bu nimetlere zemin hazırlayan salih kulun hiçbir fonksiyonu olmazdı. İnfakın her çeşidi birbirine vesile olup, Hakk Teala'ya kurbiyete sebeptir.
İMAN HAZİNESİ
Hal ile öğüt veren, söz ile öğüt verenden iyidir. Halsiz söz, etkili olmayabilir. Fakat sözsüz hal, etkili olur. Bu hususta mürşitler müritlerini hep uyarmışlardır. Dokuz kepçe kal yerine, bir kepçe hal ver , denmiştir. İnsanın haddini bilmesi bir ferasettir, haddini bilmeyen zelil olur. Köpek dahi, kendisine verilen kemik veya ekmek parçasını koklamadan yemez. İnsan her haline dikkat edip, Allah(cc) rızasına uygun mu diye düşünmelidir. Dünya ihtirası kalbi ama eder, gerçekleri göremez. Bu, tuzlu su içmeye benzer.
Etiketler:
güçlü iman,
itikat
6 Mayıs 2011 Cuma
İTİKAF
İtikaf; vacip, müekked sünnet ve müstehap olmak üzere üçe ayrılır. Adanan itikaf, vaciptir. Ramazan ayının son on günündeki itikaf, kifaye yoluyla müekked sünnet; başka bir zamanda ibadet niyetiyle mescidde bir süre yapılan itikaf da müstehaptır. İtikaf; kitap, sünnet ve icmaya dayanır. Hz.Aişe(ra) validemizden rivayetle; ''Hz.Peygamber(sav) Medine'ye geldikten sonra, vefatına kadar Ramazan ayının son on gününde itikafa girerdi''.
Etiketler:
itikaf konusu ve içeriği
5 Mayıs 2011 Perşembe
ŞÜKÜR
Bahşedilen nimet-i ilahinin sınırı olmadığı gibi, şükrün de sınırı yoktur. Sınırsız nimet, sınırsız şükrü gerektirir. Hatta şükür de şükre muhtaçtır. Şükredebilme istidadını ihsan eden ve Şekür esmasıyla tecelli eden Cenab-ı Hakk'tır. Bu hakikatı gözönünde bulundurarak daima hamd ve şükür halinde olmamız gerekir. Bu durum da tevazuyu, mahviyatı, merhameti beraberinde getirir. Şükür, yalnız dille ikrar demek değildir. Kısaca şükür; kalbde nimet-i ilahiyeyi idrakle, kalben tasdiki ve o nimetleri Cenab-ı Mevla'nın rızası doğrultusunda kullanmayı gerektirir. Her konuda olduğu gibi,şükür de isbat ister. Şükrün zıddı nankörlüktür, isyandır, Hakk'ı halka şikayettir.
ALLAH(CC) DOSTLARIYLA ÜNSİYET
Tasavvufta vera(takva) temel kaidedir. Menfilikleri sıfırlayabilme sanatıdır. Bu yolda en büyük engel, ene(benlik)dir. Tasavvuf eğitiminde ilk istenen şey; benlik davasından kurtulabilmek, aynı zamanda tövbe ve dua halinde yaşamak, Rabbimizin bizden istediği gibi İslam'ın şahitlerinden olmaktır. Evet Rabbimiz 'Siz İslam'ın şahidi olun ki, peygamber de sizin şahidiniz olsun', buyuruyor. Her halimizle, davranışımızla bunu başarmak için çalışıp, İslam'ı anlatacağız ki, Efendimiz(sav) de bu güzel halimize şahitlik etsin. Bir ağacın kökü çürükse; gövdesi, dalı, budağı, meyvesi de çürüktür. Gövdenin, dalların, meyvenin sağlamlığı kökün sağlamlığıyla orantılıdır. Ağaç eğriyse, gölgede eğridir.
Etiketler:
hizmet ve takva ehli olabilmek
4 Mayıs 2011 Çarşamba
ALLAH(CC)'A DOST OLMAK
Cenab-ı Hakk'a kulluk görevimizi yerine getirme hususunda iki düşman, iki engelle karşı karşıya kalıyoruz. Bu düşmanları bertaraf edip, engelleri aşabilmemiz nasıl mümkün olacak? Hz.Mevlana 'firavun da melek de senin kalbinde' buyuruyor. İnsan iki uçlu bıçak gibi, hayra da şerre de istidatlıdır. Bu durum hemen her hadisede, her olayda, her yaratıkta mevcuttur. Bir ilahi kanundur. Hayrihi ve şerrihi min Allah-ü Teala derken bunu anlıyoruz. Hayrı da şerri de yaratan Alemlerin Rabbi'dir. Böyle olmasında pekçok hikmetler vardır. Şu dünyamız hem cennetlere , izzete ve şerefe nailiyata vesile olur. Hem de cehenneme, zillete, kahr-ı ilahiyeye müstehaka sebep olur. İnsanın iradesi sahibine izzet de kazandırır, zillete de düçar eder.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
HİZMET
Her konuda olduğu gibi hizmet konusunda da, olması gerekenlerin başında ihlas gelir. İhlassız her amel batıldır, değeri yoktur. İhlassız amel, adeta ruhsuz ceset gibidir. Onun içindir ki hizmet, pekçok ayette amel-i salih olarak beyan olunur. Hizmet, Allah-ü Teala'nın ve Resulullah(sav)'ın en ziyade değer verdiği bir ibadettir. Böyle değerli bir amelin kabul olması için, ihlaslı olmaya ve ihlası zedeleyecek şeylerden korunmaya azami dikkat etmek gerekir. İhlası zedeleyen şeylerin başında riya, ucb, sum'a, kibir gibi pekçok manevi hastalıklar gelir. Bu hususta şöyle bir menkıbe anlatılır;
Etiketler:
hizmet ehli olabilmek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)